
Dijital içerik üreticiliği toplumun eve kapandığı pandemi döneminde tanınmaya, görülmeye başladı. Artık içerik üreticiliği de bir tür iş konumundaydı. Peki ünlü olmak bu kadar kolay mıydı?
Sosyal medya, ilk ortaya çıktığı günden bu yana bireylere görünür olma ve kendini ifade etme imkânı sundu. Ancak son yıllarda bu imkân, giderek bir vaade dönüştü: Düzenli içerik üreten herkesin bir noktada fark edileceği ve görünürlük kazanacağı fikri. Özellikle kısa video platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte “her gün paylaşım yapmanın” ün için yeterli olduğu düşüncesi, dijital kültürün yaygın kabullerinden biri hâline geldi.
Güncel olarak bunu deneyen birçok içerik üreticisi var. Peki bu düşünce nereden çıktı? İnsanlar neden her gün paylaşım atmanın görünürlük sağlayacağını düşünüyor?
Birçok platform, düzenli paylaşım yapan hesapları kısa vadede daha görünür kılar. Ne kadar çok içerik o kadar çok kullanıcıya ulaşma fırsatı demek oluyor. Bu, özellikle yeni hesaplarda fark edilir bir etki yaratır.
Bu etki, özellikle kısa video platformlarında daha belirgin hale geliyor; görünürlük sayıları arttıkça bu yöntemin “işe yaradığı” algısı güçleniyor
Ancak bu bir vaat değil, bir ihtimal
Bu noktada görünürlük ile sürdürülebilirlik arasındaki fark da belirginleşiyor. Sürekli paylaşım, kısa vadede etkileşim sağlayabilirken uzun vadede içerik üreticileri için bir yorgunluk ve tükenmişlik alanı yaratıyor. Algoritmaların ritmine ayak uydurma baskısı, üretimin niteliğinden çok niceliğini öne çıkarıyor.
Sonuç olarak dijital platformlarda görünürlük, düzenli paylaşımın otomatik bir sonucu değil. Her gün üretmek fark edilmenin bir yolu olabilir, ancak bu yol herkes için aynı noktaya çıkmıyor. Bu nedenle görünürlük, bir vaat olmaktan çok, belirsiz bir ihtimal olarak karşımızda duruyor.

Yorum bırakın