Sürekli çevrim içi olmak: Yeni nesil yorgunluk

Günlük hayat bitmek bilmeyen bir maraton, bizler de durmadan koşan koşucular. Peki bu temponun içerisinde neden kendimizi daha da yormaya çabalıyoruz?

Bunun yanında gün boyunca ağır bir iş yapmadan, fiziksel olarak yorulmadan eve dönen birçok insan da kendini tükenmiş hissediyor. Sürekli ekrana bakarak geçirilen saatler, bedeni değil ama zihni yoran bir rutine dönüşmüş durumda. Telefonlar, bilgisayarlar ve televizyonlar arasında geçen zaman, dinlenme değil; fark edilmeden bir yorgunluk biriktiriyor.

Daha da çarpıcı olan ise bu yorgunluğun artık fark edilmemesi. “Herkes böyle” düşüncesi, zihinsel tükenmişliği normal bir yaşam rutini gibi gösteriyor. Uykusuzluk, dikkat dağınıklığı ve sürekli bitkin hissetmek; bireysel alarm sinyalleri olmaktan çıkıp kolektif bir hâle geliyor.

Belki de asıl soru şu: Bu kadar yorgun hissetmemizin nedeni gerçekten hayatın temposu mu, yoksa durmayı unutmamız mı? Sürekli bağlantıda olmak, bizi her şeye yetiştiriyor gibi görünse de; aslında kendimizden yavaş yavaş uzaklaştırıyor. Yeni nesil yorgunluk, bedenin değil zihnin verdiği sessiz bir uyarı olabilir.

Yorum bırakın

Ben Zeynep Deniz.

Flash and Flash’a hoş geldiniz!

Burada gündemin en sıcak başlıklarından moda dünyasının nabzına, günlük hayattan magazin köşelerine kadar her an her şey olabilir.

Tarz, tutku ve merakın buluştuğu bu yerde sizi şaşırtacak, güldürecek, düşündürecek içerikler hazırlıyorum.

Hazırsanız, Flash and Flash’ın dünyasına ışık hızında giriş yapalım!

Let’s connect

Recent posts